Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yerli sığır hem et üretecek hem ormanları koruyacak

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümünde yetiştirilen yerli boz

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümünde yetiştirilen yerli boz ırk sığırları, dayanıklılıkları, doğal üreme özellikleri ve düşük bakım maliyetleriyle dikkat çekiyor. Üniversitede bugüne kadar 40’ın üzerinde buzağı elde edilirken hiçbir buzağı kaybı yaşanmadığını belirten Öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, yerli gen kaynağı boz ırkın korunmasının önemine dikkat çekerek, hayvanların hem kırmızı et üretimine hem de orman yangını riskinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, Anadolu’nun önemli yerli gen kaynaklarından biri olan boz ırk sığırlarının binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu belirtti. Zorlu çevre şartlarına dayanıklılıklarıyla öne çıkan hayvanların korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığının da üreticilere destek verdiğini ifade eden Ak, üniversitede ise öncelikli amaçlarının ticari üretim değil, öğrencilerin uygulamalı eğitim alması ve bilimsel araştırmalar olduğunu kaydetti. Üniversitedeki boz ırk sığırlarının daha önce Eski Karacabey’de yürütülen bir proje kapsamında getirildiğini ve 4-5 yıldır burada yetiştirildiğini belirten Prof. Dr. Ak, hayvanların dayanıklılığına dikkat çekti. Ak, “Bugüne kadar şöyle söyleyeyim, 40’ın üzerinde buzağı aldık. Bunlardan şu ana kadar hiçbir kaybımız olmadı. Yani Türkiye’de buzağı ölümlerinin ne kadar yüksek olduğunu düşünürseniz bu anlamda dayanıklı diyor. Bunun dışında doğal aşım yöntemi, içerilerinde biraz sonra damızlık hayvanları da bir ziyaret edeceğiz. Biz herhangi bir tohumlama falan yapmıyoruz. İçerisinde boğasıyla doğal aşım yöntemiyle bunlar tohumlanıyor. Anne kendisi doğum yapıyor. Bugüne kadar hiçbir doğuma müdahale etme ihtiyacımız olmadı” dedi.

Boz ırk sığırlarının ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle beslendiğini belirten Ak, fabrika yemine ihtiyaç duymadan yetiştirilebilmelerinin önemli bir avantaj olduğunu ifade etti. Geçmişte kültür ırkları yaygınlaşmadan önce bölgenin et ve süt ihtiyacının karşılanmasında bu hayvanlardan yararlanıldığını anlatan Ak, günümüzde ise daha çok et üretimi amacıyla değerlendirilebileceklerini söyledi. Ak, “Bunun dışında gücünden de yararlanıldı. Yani kağnı çekmeye, işte onun dışında çift sürmeye bu kastedilen öküzlerden yararlandı ama günümüzdeki katkısı daha çok et üretimi amacıyla olabilir. Çünkü süt verimi yüksek değil, kaliteli süt üretiyorlar ama süt verimi yüksek olmadığı ve bakım ve idaresi de bu kültür ırklarına göre biraz daha zor olduğu için o nedenle daha çok etinden yararlanılabilir” diye konuştu.

“Her yıl bir buzağı demek Türkiye kırmızı et üretimine yerli bir katkı”

Boz Irk sığırlarının uygun meralık, ormanlık ve makilik alanlarda yetiştirilebileceğini dile getiren Ak, hayvanların düzenli olarak yavru verdiğini belirtti. Ak, “Yılda bir tane düzenli buzağı alıyoruz. Bugüne kadar boş hayvanımız olmadı. Her yıl bir buzağı demek Türkiye kırmızı et üretimine aslında yerli bir katkı demektir. Hayvanların uygun alanlarda yetiştirilmesiyle yem maliyetleri de azaltılacaktır. Meralık, ormanlık, makilik alanlar bunlar için uygun. Yani yem masrafınız olmadan belki bir çoban ve çit masrafıyla rahatlıkla üretimde kullanabileceğimiz bir kaynak. Bizim biliyorsunuz hayvancılıktaki en büyük problemimiz et üretimi yetersiz olduğu için her yıl yurt dışından maalesef 500 bin civarında canlı hayvan ya da et ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bu baskıyı belki azaltmaya katkısı olabilir” dedi.

Boz Irk sığırları orman yangınlarına karşı da kullanılabilecek

Boz Irk sığırlarının ormanlık alanlarda yetiştirilmesine yönelik yeni bir çalışma başlatılması planlanıyor. Orman Bölge Müdürlüğü ve Orman Fakültesiyle bu konuda bir toplantı yapılacağını belirten Ak, hayvanların orman altındaki otları tüketerek kuru ot birikimini azaltabileceğini ve böylece yangın riskinin düşürülmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Ak, “Ormandaki ağaç altında büyüyen otları, kuruyan otları, yeşilken bu hayvanlar tarafından yenmesiyle orman yangınlarını önlemede katkıda bulunuyor. Ki geçtiğimiz yıl Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin birçok bölgesinde ciddi orman yangınları yaşadık. Bu anlamda katkısı olacak. Hayvanları bedavaya beslemiş olacağız. Bir taraftan da ormanları bu risk altında biraz korumuş olacağız. Bu yönde de bir katkısı var. Bunu iki yönlü araştıracağız. Hem hayvancılık açısından biz bakacağız mera ve hayvancılık açısından. Ormanda ormana artıları eksileri varsa bunları değerlendirmiş olacaklar” diye konuştu.

Üniversitede şu anda 30’un üzerinde boz ırk sığırı bulunduğunu belirten Ak, İznik’te yetiştiricilik yapan ve Bakanlık tarafından desteklenen bir üreticiye damızlık hayvan gönderilmek üzere yüklendiğini söyledi. Ak, “Buraya bir erkek, üç dişi geldi. Bugüne kadar dediğim gibi 40 buzağı aldık. Şu an 30’un üzerinde hayvanımız var. Bunlardan şu an 4 tane diye geldi. Ama üretici 8’ini de istediler. Hayvanlarımızı beğendiler. Damızlık hayvanların da akrabalığın artmasının ilerleyen süreçte kusurlu doğumlara yol açabileceğini belirterek kan tazelemenin gerekliliğini vurguladı.

Yerli besi sığırı geliştirilmesi hedefleniyor

Üniversitenin özel sektörle yürüttüğü başka bir proje kapsamında boz ırkın ıslah çalışmalarında da kullanılacağını belirten Ak, bu çalışma için 50-60 dişi damızlık hayvanın alındığını ifade etti. Ak, “Bu arada bizim sahada yürüyen projemiz de var. Aynı çiftten biz 50-60 tane de dişi damızlık aldık özel sektörle yürüttüğümüz bir başka çalışma devam ediyor. Orada da boğayı koruyacağız ama ıslahatta da kullanacağız, sadece korumayız, yararlanacağız. İşte o projede de şu an bazı et ırkları ile melezleyerek amacımız Güney Marmara Bölgesi için yurt dışından ithal bağımlılığımızı ya da ihtiyacımızı azaltacak bir yerli besi sığırı geliştirmek. Yerli ırkın dayanıklılığını almak ama kültür ırklarında et verim ve kalitesini alarak Marmara Bölgesi, Güney Marmara Bölgesi başta olmak üzere Türkiye için bir et ırkının geliştirilmesi hedeflerimiz arasında. Boz ırkın korunmasının yalnızca hayvancılık açısından değil, Anadolu’nun biyolojik çeşitliliğinin devamlılığı bakımından da önemlidir. Yerli gen kaynakları yaşatılarak korunması gerekiyor. Yarın kaybolduğunda bir daha geri gelmeyecek gen kaynakları. Bitkide de hayvancılıkta da söylüyorum. Anadolu coğrafyası bu anlamda çok önemli. O nedenle bitkidir, hayvandır bu yerli gen kaynaklarımızı yaşatarak korumamız gerekiyor” dedi.

“Yerli boz ırk, organik et üretiminin yıldızı olabilir”

Ak, “Organik işletmelerde bu yerliliklere daha fazla destek verilmelidir. Çünkü bunlarda herhangi bir antibiyotik falan kullanma ihtiyacımız yok. 4-5 yıldır biz hiç tedavi, hiç tedavi uygulamadık. Hiçbir masrafımız yok yani tedavi giderimiz yok, tohumlama giderimiz yok. Dolayısıyla ette antibiyotik kalıntısı ya da bir başka kalıntı riski yok. Organik üretimde biliyorsunuz kalıntı içermeyen ürünler. İşte organik hayvancılıkta bunlara biraz daha pozitif ayrımcılık yapılır, destek verilirse üretici memnun olduğunda bunları hem üretir hem korumuş olur diyorum. Bir taraftan da ıslah çalışmasını yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.